Sayfalar

6 Mayıs 2011 Cuma

aşk olsun sana çocuk

aşk olsun sana çocuk

Aşk olsun aşk olsun aşk olsun sana çocuk aşk olsun
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Elbette Türkiye'de en uzun koşuysa devrim
O onun en güzel en güzel yüz metresini koştu
İlk o fırladı lüverden en sekmez mermisiylen
En hızlısıydı hepimizin en hızlısıydı hepimizin
İlk o göğüsledi ipi
Aşk olsun aşk olsun aşk olsun sana çocuk aşk olsun
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aşk olsun

Can Yücel

3 Mayıs 2011 Salı

Yaşayınca Anladım

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

Can YüceL

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Osmanlı Mezarları Yenifoça.Tarihe saygı,ölüye saygı,


Yenifoça mezarlığından bir görünüm. Yol yapım çalışmaları esnasında, istimlak edilen Osmanlı mezarlığının rasgele toplanarak yığın halinde yeni mezarlığın bir köşesine savrulmuş hali...Vatandaşlar bu sanat eseri taşların yaklaşık 20 yıldır bu vaziyette durduğunu, ayrıca mezarlığın başka köşelerinde de benzer manzaraların bulunduğunu söylüyorlar. Bir mezarlık ziyaretinde bu acı manzaraya, tesadüfen rasladık.,Sanata, kültüre saygı sevgi, geçmişimize vefa bu mu?. Atalara saygı bu mu?. Yıllardır bu beldede kaç ilgili yönetici çalıştı?. Bu tarihe ve ölüye saygısızlığa göz yumarak, görevini yapmış olmanın huzuru ile, maaşını alıp, yatağında acaba nasıl rahat uyudu!...

27 Nisan 2011 Çarşamba

Dün canım olan
Yarın, düşmanım olmaz benim
Yaşananların hatırı hep saklı kalır,
Hatırları hep sorulur selâmları hep alınır…

Sildiklerim vardır bir de,
Onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır
Adları anılmaz, hatırları sorulmaz,
Sadece beddualarımdır
Vicdanla birlikte
Şeref ararım ben sevdiklerimde.

Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim
Zaman gelir şerefsizleri de severim

Her yerde gözüm kulağım vardır benim
"Eksik söylemek yalan söylemek değildir” mantığındaki “Çok Dürüstler”?
Beni değil, kendilerini kandırırlar yalnızca

Bilmezden gelişlerim, aptala yatışlarım
Kaybetme korkumdan değil,
Karşımdakilerin yalan söyleme potansiyellerine olan merakımdandır…
İnkâr olmaz benim hayatımda
Yaşananı, “yaşanmamış” saymam
Sayanları da saymam

Kelimelere sığmaz,
Sayfalar sürer beni anlatmak,
Ama ne kadar anlatılırsa anlatılsın
Yaşayan bilir beni, yaşamayan anlamaz
Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz,
Büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz.

Can Dündar

20 Nisan 2011 Çarşamba

Kaybettim

Selluka'm
Seni
Seni sevdiğimi
neden?, ne zaman?
Nasıl?

Aklıma düşünce sen,
Saklamış, kıyamamışım...
Konuştuklarımızı okudum,
Ne kadar sevdiğimi ...
Aklıma düşünce sen,
Yeniden okudum...
Sessiz dünyanda gece yarıları,
Düşünde canlanan benmişim anladım,
Senin de beni sevdiğini anladım...

Umutsuz geleceklerin kırık bir hikayesi vardı...
Asmaların altındaki isli kandil ışıklarında,
Umutların parladığı gece yarıları yalnız ikimiz,
Bilmediğimiz dillerde şarkılar dinledik...
Öyle bir dünya ki yarattık, hayret!
Ne ellerimiz, ne de gözlerimiz birleşir!
Ama yine de tozlu yollarda yürürüz,
Asmaların taze yapraklarını toplarsın sen,
Ve ben Yaşlı Rum kadının bahçesinde
Aşktan yorulmuş,
Evin duvarlarındaki yüzyıllık taşlara
Düşen gölgelerde
Bir hayalin içinde bin hayal daha yaratırım...
Geçmiş aşklar yalnız benim değil,
Taşlara bakan her bir çift gözün
Sonsuz umutları vardır bu dünyada...

Şimdi ben, geceyarısı parlamaya başlayan,
Işığımı kaybettim...
Yavaş yavaş sönerek,
Tedirgin kaçışlarla uzaklaşan,

Açıklamaların gereksizliğini çoktan anlamışım,
Taa uzaklarda, o kadar da yakında,
İçimde sakladığım,

Kimsenin yerini dolduramayacağı,
Doyamadığım Bitanem'i
Nazar Boncuğu'mu, Amfora'mı, Martı'mı,
Elini tutamadığım, tutamayacağım,
Gözlerine bakamadığım, bakamayacağım sevgilimi,
Işıl ışıl parlayan yıldızımı,
Ben güzel İzmir'limi,
Egeli'mi
Kaybettim...