Sayfalar

29 Ocak 2013 Salı

Sevgi hiçbir zaman yaralamamıştır…Onun bahçesi hiç kimseyi kovmamıştır.- م كلثوم : الف لي و ليلة - Alf Lila wa Lila - Ümmü Gülsüm -


Alf Lila wa Lila

sevgilim, sevgilim…
gece ve gökyüzü….yıldızları ve ayı…seheri
sen ve ben… sevgilim ben… hayatım ben…
hepimiz…hepimiz…sevgide aynıyız… sevgi… âh sevgi ondan..
gece uyanık olarak bize neşe içirir… ve afiyet olsun der…
sevgilim
haydi gecenin en güzel anını yaşayalım
güneşe bir yıl sonra gel diyelim… bir yıl önce değil
bu sevgi gecesidir, bin bir geceden daha tatlıdır
bütün hayatımı… bu gece gibi bir gece olmadan yaşamamın ne anlamı var ki

sevgilim sana nasıl anlatayım nasıl,
seni sevmeden önce nasıldım
dünü hatırlamıyorum.. yarını da bekleyemem…
sanki bu günümü bile yaşamıyorum…
göz açıp kapayıncaya kadar beni sevgiyle kucakladın….
tatlı günlerin nerede olduğunu gösterdin…
gece gurbette, garip bir şekildeyken ona güven verdin…
çöl olan hayat, bahçe haline geldi…
haydi gecenin en güzel anını yaşayalım
güneşe bir yıl sonra gel diyelim…bir yıl önce değil
bu sevgi gecesidir, bin bir geceden daha tatlıdır
bütün ömrümü… bu gece gibi bir gece olmadan yaşamamın ne anlamı var ki

sevgilim, ikimiz gibi aşık olanlara geceden daha güzel ne var ki
biz ömrümüzden bir saniye mi, bir yıl mı geçtiğini hissetmiyoruz
biz sadece birbirimizi, sevdiğimizi hissediyoruz…
biz sadece geceyi ve sevgiyi hissediyoruz…
sevgilim, sevgi bizim hayatımız, evimiz ve gücümüz
insanların kendilerine ait bir dünyası var, bizim de kendimize ait bir dünyamız var.
onun (dünyanın) aşıkları için… hasret ateşiyle eridiklerini söyleseler de
bu onların ateşi bizim de cennetimizdir…
sevgi hiçbir zaman yaralamamıştır…
onun bahçesi hiç kimseyi kovmamıştır.
neşeden başka… sevinçten başka…
sevgilim…
haydi gecenin en güzel anını yaşayalım
güneşe bir yıl sonra gel diyelim… bir yıl önce değil
bu sevgi gecesidir, bin bir geceden daha tatlıdır
bütün ömrümü… bu gece gibi bir gece olmadan yaşamamın ne anlamı var ki

ey gecemin dolunayı, ey gündüzümün gölgesi, ey sevgim, ey neşeli günlerim..
ben de senin için, hediyelerin en güzel var...
sevgi sözcüğü ile… dünyayı ve onun içindekileri alabilirsin..
sana dünyanın hazinelerini açacak olan da budur…
onu (sevgi sözcüğünü) bana söyle…
kuşa söyle… ağaca… insanlara…
bütün dünyaya… söyle…
sevgi bir nimettir, bir lütuftur… günah değil…
Allâh sevgidir…hayırdır (iyilik) sevgidir… nur sevgidir… ey rabbim
ilk karşılaşmamızın esenlik içinde geçmesi ve huzurun tadını almamız için…
ilk randevumuzun sevinciyle, kandil ışıklarıyla bir birimize bağlanmamız için…
zamanımızın hoş, esenlik içinde geçmesi için bize lütufta bulun.
ey rabbim…

acı ayrılık tası bizi hiçbir zaman sulamasın… (yani: hiç ayrılmayalım)
ne yerimizi bilsin ne de yanımıza gelsin
gecemizi sevinç kandillerinden başkası görmesin
ey sevgilim…
haydi gecenin en güzel anını yaşayalım
güneşe bir yıl sonra gel diyelim…bir yıl önce değil
bu sevgi gecesidir, bin bir geceden daha tatlıdır
bütün ömrümü…
bu gece gibi bir gece olmadan yaşamamın ne anlamı var ki...

Güçlü sesiyle Arap dünyasında haklı bir yer edinmiş, büyük bir içtenlikle söylediği şarkılarla dinleyicilerini büyülemiş olan Ümmü gülsüm
(1904?, 3 Şubat 1975 ), yoksul bir köylü kızı olarak Mısır'da doğdu ve yine orada Kahire'de öldü. Batı dünyasında ve ülkemizde  hayranlık uyandırmış, derin izler bırakmıştır. Yaşı 60 yaş ve üzerinde olan kişilerden onu hatırlayan azımsanamayacak sayıda hayranları vardır. Kısa şarkıları bile bir saat  sürer ve bir konserinde sadece üç şarkı söylerdi. Ardındaki müzisyenleri kolayca tarzına uydurabilir, şarkılarına değişik ve güzel yorumlar katar, aynı sesi birbuçuk dakika uzatabilirdi. Söylediği Şarkıların çoğu sözleri Mısır'ın tanınmış şairleri tarafından yazılmıştır. İzleyicileri, aldığı nefesi bile alkışlayacak kadar ona hayrandı. Konserlerinden kazandığı yaklaşık 2.5 milyon sterlini mücevherleriyle birlikte olduğu gibi Mısır hükümetine bağışlamıştır. Şarkıları, sevgi ve aşk ögelerini konu alır ve son derecede duygu yüklüdür. Kulaklarımıza halk olarak pek de uzak gelmeyen şarkılarından bir örneği, giriş taksimlerini, uzun şarkı dinlemeye alışık olmadığımızdan üzülerek atladım. Bu şekliyle bile şarkı oldukça uzundur ve diğer şarkıları gibi içerisinde adeta şarkıcıklar bulundurur. Aynı şarkı ve diğer şarkıları, kendisi hakkında ayrıntılı bilgi, küçük bir araştırma ile internette bulunabilir. Ümmü Gülsüm'ü saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz.
sadpotter

24 Ocak 2013 Perşembe

Yakın ve Uzak...


Herkes Öldürür Sevdiğini



Kulak verin sözlerime iyice,
Herkes öldürebilir sevdiğini
Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle!

Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimileri yaşlı iken öldürür;
Şehvetli ellerle öldürür kimi
Kimi altından ellerle öldürür;
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.

Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
Kimi satar kimi de satın alır;
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
Herkes öldürebilir sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez!


Oscar Wilde

20 Ocak 2013 Pazar

Bu gün bayram

video



Bu gün kendime bayram ilan ettim. Bir sakıncası olmamalı dedim, Karar ve kutlama sadece bana ait çünkü, kim karışır?. Ne kurban ne ramazan, ne cumhuriyet ne de başka bir bayram. Peki ne oldu da bu gereği duydum?.

Çocuklarım ellerinden torunları tutup ta mı geldi, borçlarım, mı bitti, havaya giden, zenginleri daha zengin eden, o yüzden fakiri daha fakirleştiren, dünya kadar faiz sona erdi de, biraz ferahladım mı?. .Hastalıklarım mı yok oldu?. Unutulduğumu sandığım birileri tarafından telefonla aranıp, "haftaya geliyorum(z), evde misin?" sözlerini mi işiti kulaklarım?. Usta doktorlar, gönül yarasına çare mi buldu?.Terkedenlerim, "boşuna seneler geçti, bundan sonrasına bakalım; yanlışlıklar olmuştur, yarından tezi yok geliyorum!" diye müjde mi verdi?. Çalınan fotoğraf makinamı, pişman olan hırsız getirip bahçedeki masamın üzerine  mi bıraktı?. Güzel bir haber mi geldi bir yerlerden?, umulmadık, hani şöyle insanın içini kıpırdatan?. Ülkemin fakir halkı "insan" gibi yaşamaya mı başladı?....Hiç biri olmadı. Diğer sayılamayacak kadar çok olumlu şeyden hiç biri olmadı. Hepsinin de cevabı "hayır"...Peki bu hep böyle mi gidecek derseniz, tek "evet" cevabı burada işte.

Peki bayram geldiğinde ne değişiyor?. Hırslar, intikamlar, duyarsızlıklar, tepeye binmeler, kardeşi, babayı, oğulu-kızı, sevgiliyi  tanımamalar, yok yerine saymalar, aşkı ayaklar altına almalar, sevildiğini bildiği halde karşısındakini "insan" yerine bile koymamalar; başkasının ayağının altına muz kabuğu koymalar, miras kaçırmalar, sömürmeler, işkenceler, cinayetler, kör döğüşleri sona mı eriyor?. Yani, "Bayram gelmiş neyime?".

Bu gün bayram. Nasıl kutlamalıyım diye düşündüm. Dışarı çıktım. Köylülerle sohbet edip evime döndüm. Sobamı yaktım ve oturdum yalnızlığımla beraber. Bir şişe şarap  açsaydım şerefine hayatın dedim. Ama erteledim -bir kadeh şarabı bile!- gelecek bayrama sakladım. Kıyamadım belki de...Şarabım bitmesin diye. Kendim yaptım onu, bir arkadaşımın hediyesi Urla üzümlerinden. Seneye bağ bozumuna kadar yaşarsak eğer, içecek şarabımız kalsın diye...

Bu gün bayram; sevinç gözyaşları döküyorum. Bir, iki üç...Biri kesin kendim için, biri hayatın tümü için, birisi uzaktakiler için, biri vergi, borç ve faiz batağına düşmüşler için. Biri hastalar, yaşlılar için, biri aç halkım için. Bu bayram da gözlerim kurumadı velhasıl. Yarın da bayram öbür gün de...Gelecek yıl da, gelecek asır da...

Bu gün bayram, doyasıya eğlenin!. Bir şişe koymuşsanız masanıza eğer, bir yudum da benim için alın. Bu gün  bayram. Bu günün yarını yok!...

Yavuz


14 Ocak 2013 Pazartesi

Vefası Eksik Yârim



Tepeden tırnağa aşığım sana
Ne ilk kez, ne de son söylerim sana
Kimse kimseyi sevmek zorunda değil
Ama sen hiç korkma aşk, önünde eğil

Gel benim vefası eksik yârim
Ben sensiz durur muyum ?
Sen beni bir çağır gönülden
Hiç (-Ben-) gelmez olur muyum ?

Varsın bir ümit kalmasın bize
Hüznün kalbime sığmasa bile

Gel benim vefası eksik yârim
Ben sensiz durur muyum ?
Sen beni bir çağır gönülden
Hiç gelmez olur muyum ?

Gel benim vefası eksik yârim
Ben sensiz durur muyum ?
Sen beni bir çağır gönülden
Ben gelmez olur muyum ?...

                                                       Sokak - Urla                                   sadpotter


8 Ocak 2013 Salı

Mortsa kezi

Mortsa kezi, (Unuttum seni)
Mayrigis kınvaz garmir khaghaligin bes

Popig vodgerov tıbroz kınatsogh yeraha,
Anoti mnatsaz ıngerıs,
Darabank kaşogh joghovurtis mornalu bes
(Kazancakis) bes,
Nazimin lirigi,Avninin tzieru bes
Mortsa ..

Yeragnerus metçen hosogh pargutyunnin,
Şurterus vrayen jbidı,
Ampoghj pınavorutyunnis mornalu bes mortsa

Tigunken geraz pambuşdnerı
Yrpek çavardvogh baderazmi bes,khaghaghutyunin bes,
Viravor djermag aghavnu bes
Mortsa kezi.

Yavuz Peker

Ermenice'ye çeviren: Arto Çiçekçi
Sayın Arto Çiçekçi'ye ve değerli katkıları için sayın Meral Akarsu'ya teşekkür ederim.


                                         Çomar'ım ve sineğim                     sadpotter


6 Ocak 2013 Pazar

Unuttum seni

Unuttum seni
Kurumuş kır çiçekleri gibi,
Unuttum seni,
Aldığım nefes,
İçtiğim  su gibi unuttum.

Foça'nın masmavi denizi,
Urla'nın daracık sokakları,
İzmir'in iflah olmaz gavurluğu,
İstanbul'un surları  gibi unuttum.

Unuttum seni,
Anamın aldığı kırmızı oyuncak gibi

Çıplak ayakla okula giden çocuk,
Aç kalmış arkadaşım,
Çile çeken halkımı unutur gibi,
Kazancakis gibi,
Nazım'ın şiirleri, Avni'nin atları gibi
unuttum...


Damarlarımda akan öfkeyi,
Dudaklarımdaki gülümsemeyi,
Bütün hülyalarımı unutur gibi unuttum.

Sırtımdan yediğim mermi,
Hiç bitmeyen bir savaş gibi, barış gibi,
Yaralı bırakılmş beyaz bir güvercin gibi

Unuttum seni,

Seni unuttum;
Seni unutur gibi.

Yavuz Peker

                                                                       sadpotter











3 Ocak 2013 Perşembe

Yeni evim

Yeni evim. Yenifoça'da, deniz kenarında. Çakmaklı'ya yakın sayılır...Dostlarımı, arkadaşlarımı beklerim...Buyrun...Bir kaç güne kadar yerleşirim. İlk kahvemi içtim orada bu akşam üzeri...

 
 
 
 
 
 
 
 
 
Çiçeklerim, Çakmak'da vatanına döndüler...
 
 

2 Ocak 2013 Çarşamba

Kendi adıma 2013

En büyük kazancımız 95 kilogramdan, hatta tartılmaya korktuğumuzdan ancak tahmin ettiğimiz o en  fazla kilomuzdan 72 kilograma kadar inmemiz oldu. :-). Boy ve kilonun eşitlenmesi çok kişinin hedefi. Ama bu marazi bir kilo verme sonucunda olmuşsa eğer ardı da gelebilir bu kilo kaybının.

Bedeni ve ruhi hastalıklar, hesaplayamadığımız şanssızlıklar peşimizi bırakmadı. Tıbba güveniyoruz da, az bir sayı hariç; uygulayıcısı olanlara her zaman kuşku ile bakmışızdır...Hele ucunda harcanması gereken paralar da varsa...O yüzden yeterince gidemedik hastanelere...Gitsek de deva bulamazdık zaten.

Bu yıl maaşlarımız daha bir yenik düştü artan  hayat pahalılığına...Yine bekarlara ev verilmedi, yine kardeşler kardeşleri; babalar çocukları, çocuklar babaları, yaşlıları unuttu, tınlamadı, tanımadı; yine bitmeyen hırslar, ezerek yükselme çabaları son bulmadı. Yine yürekteki değil cepteki zenginlik itibar gördü, görgü, bilgi, kültür yine beş para etmedi...

Oturduğumuz küçük ev iki kere satıldı...Evi alanların her biri bizi çıkarmak için sürekli kapımıza dayandı. Bu durumda evden çıkmak gerekiyordu hali ile... En büyük dertlerden biridir bir yerden bir yere taşınmak, bir de yalnızsan; yandın...Hele bunu uç uca getirmeye çalıştığınız sınırlı ve borçla süslenmiş bütçelerle yapıyorsak...Manevi bozulma ise ayrı bir konu...Şimdi Çakmaklı'ya doğru yaklaşarak biraz daha uzaklaşacağız, güzelim Foça'dan. Becerebilirsek onu da!...

Yine beklediklerimiz gelmedi, mesajlar yerine ulaştı belki de, ama umursamazlık en merhametsiz hızıyla devam etti. Özlenenler, özlendiğini; sevilenler sevildiğini bilmedi...Ne diyelim, herkes yerinde var olsun, mutlu olsun, sağolsun...Bizim ne olduğumuz, nasıl olduğumuz ve ne olacağımız o kadar önemli değil...

Umarız 2014 hepimize sağlık ve mutluluk getirir...

Yavuz Peker

2013 ve 2014

Bir yılı daha geride bıraktık, gazeteler, televizyonlar kendilerine göre olan biteni yazdılar, çizdiler. Ülke ve dünya genelinde olanlardan bize ulaşabilen haberlere göre iyimser, karamsar, umutlu umutsuz olduk. Afrikada bir annenin, bir babanın, bir çocuğun, bir gencin neden gözyaşı döktüğünü, inançları uğruna can vermek üzere olan gözüpek bir adamın dudaklarından dökülen son cümlelerini, Çin'de, dünyanın bir yerlerinde yaşayan şifa bulamayan hastaları, işkence görmüş bir insanın, acılı bedenini, kırılmış gururunu, oyuncağı bozulmuş bir çocuğun dudak büküşünü, borç içinde kıvranıp, faiz batağına düşmek mcburiyetinde kalan, kirasını bile ödeyemeyen, evsiz barksız üstelik kimsesiz kalmış yalnız yaşamaya çalışan yaşlıları, sevgilisinden ayrı düşenleri, umutsuz bir sevda uğruna yaşamını harap edenlerin sessiz çığlıklarını, kim bilir?; kimler duyar ki!...Ama onlar dünyamızın sesi soluğu çıkmayan,  seslerinin duyulması istenmeyen,  acılarını paylaşmalarına gururlarının engel olduğu dünyamızın ve ülkemizin asıl  çoğunluğudurlar.
Bunların yanında sözde "hesabını kitabını bilen"; tatillerini kimbilir hangi otelde geçiren, deniz kenarındaki bir lokantada verdiği hesabın bir memurun bir aylık maaşı olduğunu aklına bile getirmeyen, "komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir" ilkesini benimsemiş bir dine mensup olduğu halde, değil komşunun, kardeşinin, oğlunun boğazından çekerek yaşadığının farkında bile olmadan kanunları hiçe sayarak yaşayan, vergi kaçıran, devleti dolandırmayı, hırsızlığı marifet hanesine almış insanlar var bir de...Bunlar da ellerindeki paranın, aslında yoksulların, acı çekenlerin  kursağından çekilmiş olduğunu düşünemeyecek kadar refah içinde "çalıştım, kazandım, biriktirdim, harcarım," felsefesiyle, sözde kazandıklarını vicdan rahatlığı ile yiyenlerdir.. '2013 ne getirmiş ne götürmüşmüşse, 2014, 2015 ve sonraki yıllar da, aynı şeyleri getirip götürecektir. Noel baba, dilenen mutluluklar, yılbaşı geceleri yapılan çılgınca eğlenceler hiç bir şeyi elbette değiştirmeyecektir . Tüm güzel kişisel ve toplumsal değerlerin erozyona uğradığı; kardeşin kardeşi tanımadığı, sevginin aşkın  basit tutkulara, isteklere  tercih edildiği, ve kaybolan değerlerin yerine  yeni değerlerin koyulmadığı bu bilinçsizce gidişten, güzel bir bir gelecek çıkarmak, ancak bir hayaldir. Yine de mutlu yıllar dileği le...

Yavuz Peker